Tanal Çiftliği (Serdar Tanal) – Tanıtım

Temas: Hüseyin Serdar Tanal,
Adres: Akçaeniş Köyü, Elmalı-Antalya
Posta + kargo adresi: Deniz Eczanesi , Elmalı-Antalya
Tel+ Belgegeçer: 0 242 6255041 – 0 536 3659444
E-posta: serdar.tanal@gmail.com
Hesap bilgileri:
İş Bankası Elmalı Şubesi, Hesap no: 6240 – 0444532
IBAN: TR 47 0006 4000 0016 2400 4445 32

DBB temas noktası: Özgür Yıldırım – ozguryildirim@gmail.com

Serdar Tanal ve Tanal Çiftliği Hakkında

Antalya – Elmalı – Akçaeniş köyünde ikamet eden 1963 doğumlu ekolojik (organik) tarım üreticisiyim. 1995 yılından beri ekolojik tarımla ilgili bilgi topluyor uyguluyor ve denemeler yapıyorum. Konuyla ilgili birçok panel, sempozyum, kurs ve çalıştaya katıldım. Konuyla ilgili çok zengin bir bireysel arşive sahibim. Şu ana değin Türkiye’de yayımlanan ekolojik tarımla ilgili yayımlanan tüm yayınları topladım. Ayrıca çevre, bilim, sağlıklı yaşam, tarih, doğal tedaviler, kişisel gelişim, felsefi, siprütüel ve siyasi konularda da zengin bir kitaplığım var. Ayrıca 250 saate yakın kendi çekimim video arşivine ve CD – DVD arşivine sahibim. Globalgap ve ekolojik tarım iç kontrol sistemi kursunu başarıyla tamamlayıp sertifikasyon elamanı olmaya hak kazandım. 1996 dan beri topladığım bilgiler, kendi yaptığım AR – GE ve gözlemlerin sonucunda ekolojik tarımın her aşamasında gerekli bilgileri oluşturdum. Bunun sonucunda da, organik tarım danışmanlığı yapıyorum. Çalışmalarımla ilgili TV ve radyo programlarına katıldım, yerel gazetelerde yazılar yazıyorum. Broşürler hazırlayıp dağıtıyorum, etkinliklerde sunumlar yapıyorum. Amacı doğayı korumak ve ekolojik tarımı yaygınlaştırmak olan Akçaeniş köyü Çevre kültür derneğinin kurucusuyum. Uzun zaman başkanlığını yaptım.

Organik tarım öncüsü bir çevre gönüllüsüyüm. Sistem içinde olabildiğince doğaya en az zararla yaşamaya çalışıyorum bunu daha da ileri boyutlara taşımaya çalışıyorum. Çalışmalarımdan dolayı Kasım 2004’de FAO (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı) tarafından ödüllendirildim. Son olarak 23–27 Ekim 2008 tarihinde İtalya’nın Torino kentindeki Sloow Food örgütünün Terra Madre etkinliklerine delege olarak katıldım 2001 yılından beri sertifikalı üretim yapmaktayız.

Köyümüz Elmalı ovasında 1040 m rakımlı tamamı sulanabilir düzgün ve verimli 5–6 bin dekar araziye sahip bir köy. Suyumuz ve havamız çok temiz toprak kirliliği düşük düzeyde. Talep olursa fiyat ve pazar güvencesi olursa ekolojik tarıma geçiş yapabilir.

100 dekar ekolojik sertifikalı arazide, tahıllar (buğday, arpa, yulaf ve çavdar), baklagiller (fasulye çeşitleri, nohut, mercimek, bezelye, soya) meyve (elma, ceviz, vişne, kayısı vs.) ve bu rakımda yetişen her türlü sebzeyi başta yerel tohum mor domates olmak üzere üretiyoruz. Ayrıca karma hobi bahçemiz de mevcut. Küçük bir serada da ekolojik sırık domates üretiyoruz. Tüm bu ürünlerden mamul olarak taş (su ile çalışan) değirmende her türlü tam un (kabuklu – kepekli) ve irmik, bulgur, tarhana, erişte, salça, turşu, kurutmalar, sirke ve kompostolar yapıyoruz. Yaklaşık 40a yakın ürünü anlaşmalı kargo firmasıyla bez, torba ve kavanozlarda özenle paketleyip toplu veya bireysel olarak “Doğal Besin, Bilinçli Beslenme” (DBB) gurubuna, bireysel müşterilere ve diğer STK üyelerine gönderiyoruz; aracısız ve uygun fiyatla (halk destekli tarım hareketi). Yem bitkileri yonca, Macar fiği, tüylü fiğ, hasıl darı yeşil tahıl üretiyoruz. Talep halinde tıbbi ve aromatik bitkiler de üretebiliriz.

Ayrıca tamamen kendi ürettiğimiz yem bitkileriyle inek, koyun ve kümes hayvanları üretiyoruz. Hayvanlarımızı Mayıs 2012’den itibaren kırma yemi de bırakıp sadece yeşil yemler ve bunların kurusuyla beslemeye başladık. Hücre için vazgeçilmez olan Omega 3 ve dünyanın en iyi panzehiri (antioksidan) alfahinomilik asit üretimi bakımından. Çok kaliteli sağlıklı ve lezzetli tereyağı, peynir, çökelek ve süzme yoğurt yapıyor ve talep edenlere gönderiyoruz. Bu konuda sitede ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz doğrudan şahsımdan da talep edebilirsiniz. Talebe göre taze et, sucuk ve kavurma olarak da ürün gönderiyoruz.

Asıl hedefim ekolojik tarımı önce köyümde sonra bölgemde yaygınlaştırmak, çevre kirliliğini önlemek ve biyolojik çeşitliliği korumak. KUTSAL OLAN VE HAYAT VEREN doğanın gelecek kuşaklara temiz ve dengeli olarak bırakılması. Organik tarımın benim için önceliği çevre, sağlık ve felsefi boyutu ama diğer üreticileri ilgilendiren tek şey para! Diğer üreticilerin de bu üretime geçmesi için bu ürünlerin talep edilmesi ve maliyetinin çok yüksek olmasından dolayı tüketici tarafından fazladan ücret ödemeyi kabul etmesi gerekir. Yoksa gelişmez. Çok zor, çok emek, girdi ve bilgi gerektiren bir üretim şekli. Girdiler çok pahalı ve devlet desteği çok az. Buğday derneği tatuta projesi kapsamında ekolojik turizm yapıyorum: http://www.tatuta.org (tanal çiftliği) + http://www.bugday.org . Gelen misafirlerin tamamen ekolojik besinlerle beslendiği ve ekolojik ürünler kullandığı bir sistem oluşturdum. Gelen konukları kerpiç evimizde ağırlıyoruz. Köy yaşamını deneyimliyorlar, her ürünü taze, meyve ve sebzeyi mevsimine göre dalından kopararak tüketme imkânı buluyorlar. Doğa turları yapıyorum. Çevremizde milli parklar, ormanlar, antik şehirler, vahşi atlar ve yaban hayatı, anıt ağaçlar, göller, şelaleler, türbeler ve alabalık lokantaları var. Dağ yürüyüşleri ve tırmanma, balık tutma ve atla gezinti uygulamalarımız var. Denizden 60 km uzaktayız. Sağlıklı yaşam, sağlıklı beslenme, doğaya zararsız ve hastalanmadan yaşam, alternatif tıp ve arınma konusunda bilgi aktarımı ve uygulamalar yapıyorum.

Alışveriş, pazarlama ve bilgi alışverişi konusunda birlikte ne yapabiliriz? Hangi konularda dayanışma ve paylaşım içinde bulunabiliriz? İlgilerinize sunuyorum,

Sevgi ve saygılarımla,

TANAL ÇİFTLİĞİ HAYVAN YETİŞTİRİCİLİĞİ YÖNTEMİ

Ekolojik tarıma 1996 yılına geçtik. 2001 yılından beri sertifikalı ekolojik üretim yapıyoruz. Hayvanlarımızı hiçbir zaman fabrikasyon yemle beslemedik. Çünkü çok önceleri şu gerçeği biliyordum: Bu ülkenin hiçbir kurum ve kuruluşunun gerçek görevini yapmadığını her şeyin başıbozuk olduğunu. Buna bağlı olarak Bu sahipsiz ve denetimsiz ülkedeki hayvan yem girdilerinin yaklaşık 20 yıldır %65 inin yurt dışından geliyor üstelik GDO lu soya ve mısır. Önce denetimsiz geliyordu şimdi resmi güvenceyle geliyor. Hayvanları ve onu tüketen insanları kısırlaştırıyor. Son olarak GDO lu yemle beslenen farelerin vücutlarında pinpon topu büyüklüğünde tümör oluştuğu ortaya çıktı.

Ekolojik tarım yapmadan önce de kendi ürettiğimiz yemlerle besliyorduk. Yonca, fiğ, yulaf, arpa, yulaf, saman, hasıl darı ve yeşil otla otlatıyorduk. Sonra aynı yemleri ekolojik üretip hayvanlara vermeye başladık. Hiç pancar küspesi de yedirmedik. Sonra mısır silajı yapmaya başladım, doyurucu bir yemdi. Yıllar önce Prof. Dr. Kenan Demirkol’un bir dergideki röportajını okudum. Mısır silajı ve pancar küspesiyle beslenen hayvanların şeker hastası olduğunu ve hasta bir hayvanın ürünlerinin insanlara faydası olmayacağını söylüyordu. Derhal silaj yedirmeyi bıraktım. Yeşil yemler ve kurusu, arpa, yulaf, buğday kırmalarıyla hazırladığım, tuz, mermer tozu, kepek ve vitamin katkılı yem rasyonlarıyla beslemeye başladık. Yakın zamanda Yine Prof. Dr. Kenan Demirkol ve Prof. Dr. Tayfun Özkaya’nın makalelerini okudum. Makalelerde yalnız merada yayılan veya mera yoksa ekolojik yeşil yemle (yonca, fiğ ) ve bunun kurularıyla beslenen hayvanların sütlerinde hücrelerimiz için vazgeçilmez olan Omega 3 olduğu ve bu sütten yapılan tereyağında dünyada bilinen en iyi antioksidan (panzehir) olan kadınları göğüs ve rahim kanserinden, erkekleri prostat kanserinden koruyan, vücutta insüline benzer bir madde salgılatan hücreleri yenileyen adeta bir gençlik aşısı olan ALFAHİNOMİLİK asit bulunduğunu okudum. Bu şekilde beslenen hayvanların ürünlerini tüketen 110’lu yaşlara kadar sağlıklı yaşayan üçüncü nesil dişlerinin çıktığını okudum. Ayrıca ineklerin evrimin 400 bin yıllık olduğunu, insanların tarımı keşfetmesinin 8 bin yıl önceye denk geldiğini ve hayvanları evcilleştirip tohumla beslenmeye 2 bin yıl önce başladığını dolayısıyla ineklerin metabolizmasının bu kadar kısa sürede kırma yeme uyum sağlayamayacağını ve Omega 6 ürettiğini Omega 6 nında fazla alındığında Omega 3’ün alımını engellediğini okudum. Ayrıca yeşil yemle beslenen hayvanların etlerinin ve iç yağlarının kolesterola yol açmadığını, buna karşın endüstriyel hayvan ürünlerinin insanlar için son derece zararlı maddeler içerdiğini ve kolesterol yaptığını öğrendim.

Bunun üzerine ineklerimizi Mayıs 2012 tarihinden itibaren, sadece ekolojik yonca, Macar fiği, hasıl darının yeşili ve bunların kurutulmuşuyla beslemeye başladık. Arpa ve hâsıl darıyı fasılalı olarak ekerek devamlılığını sağlıyorum. Yonca Nisan’dan Kasım’a kadar zaten yeşil. Özellikle arpa her mevsim yeşil kalabiliyor ama kışın hasadı zor ve büyümesi duruyor. Bu yüzden imkânım olursa kışın arpayı kapalı ortamda kısa sürede çimlendiren aletten de almak istiyorum. Hayvanları kış ortasında bile yeşil yemle beslemeyi planlıyorum. Ama hayvanları bu şekilde beslemek ülkemizde büyükbaş hayvancılığa hatta küçükbaş hayvancılığa uygun geniş meralar olmadığı için yem bitkisini ekolojik olarak üretilip beslemek son derece pahalı bir iş bu şekilde üretim ancak farkındalığı olan tüketicinin talebi ve fazladan fiyat ödemesiyle veya devlet desteğiyle-politikasıyla olur ama bunu devletten beklemek hayal ve saflık olur. Ancak bilinçli tüketicinin talebiyle olur.

Esen kalın.

Reklamlar