Nusratlı Köyü (Süheyla Doğan) – Tanıtım

İletişim bilgileri:

Temas: Süheyla Doğan Ünal-Mecit Ünal
Köy adresi: Nusratlı Köyü, Ayvacık-Çanakkale
Posta adresi: P.K. 9. Küçükkuyu/Çanakkale
Ev tel: 0286 7521795
Cep Tel: 0533 4552102
e-posta: suheyladogan@gmail.com

Hesap Bilgileri:
Mecit Ünal
T.C. İş Bankası Çanakkale Şubesi,
Şube Kodu: 2300, Hesap No: 1007871
IBAN: TR060006400000123001007871

Biz kimiz?

Merhabalar,

Biz, Süheyla ve Mecit, büyük şehirlerden kaçarak, yaşamımızı sessiz, sakin bir yerde sürdürmeye karar verdik. 2002’den bu yana Çanakkale’ye bağlı Nusratlı Köyünde  yaşıyoruz.  Amacımız temiz bir havada, bol oksijen içinde, üreterek, doğal ürünlerle beslenerek, kendimize vakit ayırarak sakin bir yaşam sürmekti…

NUSRAT-EskiCami

500 yıllık köyümüz

NUSRAT-Cesme

Tarihi çeşmemiz ve eski camimiz

Temiz bir havada, bol oksijen içerisinde yaşadığımız doğru, ancak pek de sakin yaşadığımız söylenemez. Ülkede ve yakın çevremizde olan bitenlere duyarsız kalamadığımızdan, zaman zaman hareketli günler geçiriyoruz. Yine de büyük şehirlerin sıkıntısından kurtulduğumuz için kendimizi çok mutlu sayıyoruz.

Köyün içinde, 700 m2. bahçe içerisinde iki katlı eski bir taş ev aldık. Evi karı-koca birlikte onardık ve oturulur hale getirdik. Bahçemizde iki odalı bir müştemilatımız var. Daha önceleri tayfa damı (zeytin işçisi evi)  olarak kullanılmış ancak yıkılmış olan yere de konuk evi yapmaya başladık.

NUSRAT-Ev 

NUSRAT-Calisma2

Ev yapmak pek de kolay değilmiş hani…

Bahçemizde doğal sebze ve meyvemizi yetiştiriyoruz. Dümrek Köyü’nde de 12 dönüm bir zeytinliğimiz var. Zeytinliğimizin bakımını karı-koca birlikte yapıyoruz.

NUSRAT-Domates

Yöremize özgü pembe domatesler

NUSRAT-Kivircik

Bahçemizden kıvırcık

Emekli inşaat mühendisi bir kadın ve gazeteci şair- yazar bir erkek olarak, zaman zaman birbirimizin mesleklerine de karışıyoruz…Her ikimiz de “okumanın yaşı yoktur” deyip Anadolu Üniversitesi, Açık Öğretim Fakültesine başladık. İki yıllık “Tıbbi ve Aromatik Bitkiler” eğitimi göz açıp kapayıncaya kadar geçti. Yazarımız ise dört yıllık “Türk Dili ve Edebiyatı” na devam ediyor. Tıbbi ve Aromatik Bitkiler konusunda yeterli bilgi ve donanıma sahip olarak, günümüzde oldukça popüler olan bu alanda olan bitenleri daha iyi anlamak istiyoruz.

NUSRAT-Papatya

Papatyalar

NUSRAT-GulSuyu

Gülsuyu tarifi annemizden

Bir kızımız var, adı Zeynep. ODTÜ-Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü mezunu. İtalya’da doktorasını tamamladı.  Luca ile evlendi ve  Dünyanın en tatlı şeyini torunumuz Tullio Toprak’ı dünyaya getirdi.

Köye yerleştiğimizden bu yana bizimle birlikte olan bir de köpeğimiz var, Duman. Bir gözünü kaybetmiş olsa da kokuları hala iyi alıyor.

     NUSRAT-Duman

Köyümüzün ve köylülerimizin sorunlarına çözüm yolları aramak, köyün tarımsal, turistik kültürel potansiyelinden yararlanıp köyün gelişimine katkıda bulunmak ve köylülerimiz arasında dayanışmayı arttırmak amacıyla 2005 yılında “Nusratlı Köyü Kültür Turizm ve Dayanışma Derneği” ni kurduk. Bugüne kadar çocuklar, genç kadınlar, yetişkinler için bilgiayar kursları düzenledik. Çeşitli kültürel geziler ve etkinlikler düzenledik. Köyün tarihi yapılarının korunması konusunda çalışmalar yaptık. Köyde çevre bilincinin gelişmesi için faaliyetlerde bulunduk. Köyümüz tarımsal ürünlerinin daha iyi koşullarda değerlendirilebilmesi için destek ve teşvikler konuusnda bilgilendirme toplantıları yaptık.  Çanakkale 18 Mart Üniversitesi ile birlikte “Nusratlı Köyü Turizm Kalkınma Projesi” ni hazırlayıp Güney Marmara Kalkınma Ajansı’ndan proje desteği almaya hak kazandık ve Nusratlı Taşı’ndan yapılmış olan Nusratlı Evlerinin eko-agro turizm anlayışıyla ev pansiyonculuğuna açılması çalışmalarına başladık.

Köyde yaşayıp da üretmeden olur mu? Ekmeğimizi, yoğurdumuzu, reçellerimizi, domates soslarımızı, tarhanamızı, eriştemizi, turşumuzu, zeytinimizi, sabunumuzu kendimiz yapıyoruz. Mümkün olduğunca doğal beslenmeye çalışıyoruz. Esas olarak kendimiz için üretiyoruz. Ancak zaman zaman ürünlerimiz fazla geliyor ve biz de bu ürünleri paylaşmak istiyoruz.

  

Birkaç yıldır zeytinliğimize iyi bakıyoruz. Ürün miktarımız artmaya başladı.

Kendi ürünlerimizin yanı sıra, internet olanağından yararlanma şansı olmayan ve sizlere ulaşamayan, ürünlerine güvendiğimiz köylülerimize de destek olmak amacıyla, onların ürünlerini de sizlerin kullanımına sunmak istiyoruz. Zeytinyağlarında kaliteyi ve güvenirliği sağlayabilmek için, yağların asit tayini, tadımı gibi konularda bir dönem Tariş’te yöneticilik yapmış olan Ziraat Mühendisi dostumuz Yusuf Korkmaz bize yardımcı oluyor.

Yusuf Bey’in hazırlamış olduğu Küçükkuyu ve Bölgenin zeytini ve zeytinyağı ile ilgili bilgileri de aşağıda bulabilirsiniz.

Küçükkuyu Zeytinyağı

Anadolu, sahip olduğu çeşitli iklim ve toprak özelliklerinin üzerinde şekillenmiş zengin bitki örtüsünün sonucu olarak, her yöresinde farklı yetiştirme ve işleme teknikleri ile üretilmiş, beslenme kültürü bakımından da kendine özgü tatları ve biyolojik değerleri olan tarımsal ürünlerin bulunduğu bir coğrafyadır. Zeytin ve zeytinyağı da bunlardan birisidir.

NUSRAT-Zeytinlik1

NUSRAT-Zeytinlik2

Zengin ürünlerin bulunduğu bir coğrafyada yaşadığımızın bilincinde olsak da, günlük yaşamımızda ve beslenme kültürümüzde bu zenginliğe ne kadar ulaşabiliyoruz?

Günümüzde, büyük firmaların büyük marketlerin raflarında sundukları ürünlerin bırakalım yerel tatlar içermesini, sağlıklı oldukları hususunda dahi haklı şüpheler -hatta şüpheden öte bilimsel gerçekler- bulunmaktadır. Örneğin zeytinyağı pazarında faaliyet gösteren büyük firmaların sattıkları tonlarca zeytinyağını tek bir yöreden temin etmeleri mümkün olamayacağı için, çeşitli yörelerden aldıkları ürünleri büyük depolarda karıştırmaktan başka çareleri yoktur. Yapılan da budur. Sağlıklı ve gerçekten doğal ürün hususunda ise, ilgilenenlerin, internette bir tür “sızma zeytinyağı kalpazanlığı ve sahteciliği” olan “kolon sızması” hakkında bilgi taraması yapması yeterli olacaktır.

Peki güvenli ve sağlıklı bir şekilde yöresel ve doğal tatlara ulaşmanın yolu nedir?

Bu soruya verilebilecek en uygun yanıt üretici ile tüketici arasındaki yolu kısaltmaktır. Yani üreticiden tüketiciye giden en kestirme yolu izlemektir. Peki, rehbersiz ve duraksız kat edilen yol, mesafe açısından en kısa yol olsa da, her zaman en doğru ve kestirme yol mudur? Bu soruya da, bir yere ulaşmak için en kestirme yolu arayanlara izleyeceği yolun sadece mesafesinin değil risklerinin de önemli olduğu anlamında söylenen “En kestirme yol bildiğin yoldur” sözüyle yanıt vermek mümkündür. En azından gıda güvenliği ve ürün izlenebilirliği söz konusu olduğunda, doğrunun bu olduğunu söylemek herhalde çok iddialı olmayacaktır.

Anadolu zeytinin anavatanıdır. Dolayısıyla da, zeytin ve zeytinyağı bu topraklarda tarih boyunca kültürün en önemli unsuru olmuştur. Her üründe olduğu gibi zeytin ve zeytinyağında da zengin bir yöresel çeşitlilik ve kendine özgülük söz konusudur. Bu nedenle bir yörenin ürününü diğer yöreninkinden üstün tutmak, yöresellikten uzaklaşıp “mükemmel ve kusursuz bir tat” saplantısının sonucudur. Halbuki, zeytin ağacı, yetiştiği yörenin özelliklerini zeytin meyvesine ve oradan da zeytinyağına taşır. Zeytin ve zeytinyağının kalitesine ilişkin objektif ve bilimsel bazı kriterler vardır; ancak, hiçbir bilimsel kriter kendi ürettiği zeytinyağını severek tüketen bir üreticinin veya kendi yöresinin ürününü özenle ve sevgiyle işleyen bir küçük işletmecinin, yöresinin ürününe sahip çıkması ve onu önemsemesinden daha önemli değildir.

Bu nedenle Aydın’ın, Milas’ın, Urla’nın, Karaburun’un, Akhisar’ın, Gemlik’in, İzmir’in, Ayvalık’ın, Edremit veya Kilis’in, Hatay ya da Mersin’in zeytin ve zeytinyağları kendi yöresinin üretici ve işletmecisine ne kadar güzel, ne kadar lezzetli ve ne kadar sağlıklı geliyorsa, bize de Küçükkuyu yöresi’nin sofralık zeytini ve zeytinyağı eşi bulunmaz güzellikte gelmektedir. Çünkü biz de Küçükkuyu’nun, Ege Denizi’ne bakan güney yamaçlarında, sırtını çam ormanlarına dayamış, deniz ve orman havasının yapraklarını sevgiyle okşadığı bir zeytin ağacının en güzel zeytini ve yağını oluşturmasından başka, daha doğal ve kaçınılmaz bir sonuç olamayacağına inanırız.

Nusrat-Kucukkuyu

Dağı, denizi, ormanı, zeytiniyle Küçükkuyu…

Bu inancımızla yöremizin en güzel zeytin ve zeytinyağlarını “yöresel tat ve lezzet” arayan tüketicilere “menşei belli”, “güvenilir ve doğal ürünler” olarak sunmayı hedefliyoruz. Zeytin ve zeytinyağı ile ilgili sorularınıza yanıt vermekten de ayrıca mutluluk duyacağız.

Yusuf Korkmaz
Ziraat Mühendisi
Küçükkuyu-Çanakkale
0 536 3334649
ysfkorkmaz@hotmail.com

 

Ürün Açıklamaları

Ürünlerimiz doğal tarım yöntemlerine uygun olarak üretilmektedir. Organik tarımda izin verilmeyen gübre, ilaç vb. kullanılmamaktadır.  Sağlıklı ve lezzetlidir.

Ürün açıklamalarımız aşağıda yer almaktadır.

ZEYTİN VE ZEYTİNYAĞI İLE İLGİLİ BAZI AÇIKLAMA VE BİLGİLER

Zeytinlerimizi mümkün olduğu ölçüde doğal-organik tarım yöntemleriyle ürettik. Yağlarımızın duyusal ve kimyasal özelliklerinin iyi olması için de elimizden geleni yaptık:

Listemizde dört çeşit yağ var: 2 çeşit taş baskı, iki çeşit de kontinü soğuk sıkım yağ. Yani iki kategoride asitlik dereceleri ve hasat zamanları farklı olan ikişer yağ…

Bize göre bizim ürünler arasında kalite sıralamasına göre: Taş baskı-5 dizyem olan en makbul olanı, sonra taş baskı 7 dizyem, sonra kontinü-3 dizyem, sonra da kontinü 4-6 dizyem geliyor.

Yağın “naturel sızma” olarak adlandırılabilmesi için asitilik derecesi 0-8 dizyem arasında olmalıdır. Yani 0-0,8 asit. Bunun üzeri, 2 aside kadar da “naturel birinci” olarak adlandırılır. 2 asidin üzeri artık ham yağ-rafinajlık sayılıyor. Eskiden 2-3 arası “naturel ikinci” diye adlandırılıyordu, 3’ün üzeri rafinajlıktı. Yağın asidi düştükçe daha az kusurlu ve daha hafif olur. Naturel yağ (hiçbir kimyasal işlem görmemiş yağ) dışında, rafine (kimyasal işlemle asit oranı düşürülmüş yağ), riviera (rafine edilmiş yağa bir miktar naturel sızma eklenir) ve çeşnili yağlar var.

Zeytin hasat zamanı açısından da üç aşama var:
1. Erken hasat: Yeşil, kırmızı, siyah zeytin karışık, ancak yeşil zeytin ağırlıkta.
2. Normal hasat: Her renk zeytinden karışık,
3. Ergin hasat: Zeytinler siyah ağırlıklı ve olgun.
Erken hasat yağ daha meyve kokuludur ancak yağ verimi az olur. Rengi yeşilimsidir.
Ergin hasat yağ daha kıvamlıdır, verim daha yüksektir, rengi de sarıdır.

Hasat zamanı dışında yağın kalitesini etkileyen bir sürü faktör var: Civardaki ağaçlar, çiçekler, mevsim, yağış, ısı, zeytindeki hastalıklar, zeytinin toplanma şekli, toplandıktan sonra bekleme süresi, muhafaza koşulları (çuval kalitesi-keten, naylon), zeytinyağının muhafaza edildiği kaplar, oda ısısı…

Zeytinyağının bozulmaması için muhafaza koşulları çok önemli. Krom çelik tanklarda, ışık ve hava almaksızın, sıcak olmayan ortamlarda saklanmalı. Plastik, pet vb. ne maruz kalmamalı. Biz zeytinyağlarımızı krom çelik tanklarda, serin ve ışık almayan bir ortamda saklıyoruz.

Zeytinyağını mümkün olduğunca soğuk olarak kullanmak gerek. Ancak kızartmalar için bile en iyi yağ zeytinyağı. Kontinü yağı yemeklerde, taş baskı yağı da biraz daha kıymetli olduğu için ister yemeklerde, ister salatalarda, kahvaltıda, ekmek banarak, sabahları aç karna birer kaşık içerek, krem, nemlendirici olarak kullanabilirsiniz.

Piyasada kontinü sistemle üretilmiş yağ bulmak kolay ancak Taş baskı yağ bulmak pek kolay değil. Taş baskının da “çiğ yağ” olarak adlandırılan kısmını bulmak ise daha da zor. Taş baskı fabrikalar artık kapandı, koskoca körfez-Çanakkale bölgesinde iki köyde kaldı. Onlardan da sıra almak çok zor oluyor. Malum, çok işçi çalışıyor, maliyet yüksek. Bir vardiya için en az 8-10 kişi.

Merak edenler için “taş baskı” yı anlatalım:

Yurtdışında “Antik Pres” denilen bu yöntemde, zeytinler taş değirmende ya da yeni tip kırıcılarda kırılarak, ezilerek hamur haline getirilir, hamur bir süre yoğurulur. Yoğurulan hamur kıl-jüt torbalara konulur. Torbalar üst üste istif edilmeye başlanınınca yağlar da sızmaya başlar. Bu ilk çıkan yağ “çiğ yağ”dır, yani pek karasuyla temas etmemiş yağ. “Burun yağı”, “zeytin sütü” gibi isimler de verilmiştir(Kıymetini bilenler bu yağı ararlar.) Sonra çuvallar presin altına konulur ve sıkılır. Bu aşamada zeytin karasuyu ve yağı bir arada süzülür. Sonra hamur torbalarının içine sıcak su verilerek yeniden preslenir ve ısının da yardımıyla hamurda kalan son yağlarında ayrılması sağlanır. Bu son sulu aşama iki kez tekrarlanır. Yağ+karasu karışımı sıvı bir havuza alınır, 3-5 saat dinlendirilir. Havuzda üste çıkan yağ özel yöntemlerle (pompa, tabak kaydırma vb.) alınır. Alınan yağ, ya separatörde ya da dinlendirilerek tortularından ayrılır. İnce tortular için de filtre edilir. Separatörde ayrışmayı hızlandırmak için sıcak su verilir(Fabrikalar yağ verimini arttırmak için her iki aşamada da yüksek ısıda su veriyorlar. Bu da yağın kalitesini bozuyor.)

Biz, fabrikaya gidip yağımızın başında durarak rica minnet, kendimize birkaç havuz ayırtıp her aşama yağı ayrı ayrı alıyoruz. İlk iki aşamada yağın % 80’i elde ediliyor aslında. % 20’lik bir yağ da sıcak su verilen aşamadan sonra elde ediliyor. Çok tortulu olan 3. aşama dışındaki yağları separatörden geçirtmiyoruz. Yani Taş baskı’da çiğ ve kuru sıkım yağımıza sıcak su değdirtmiyoruz. Yağ bir süre dinlendikten sonra tortular dibine çöküyor ve biraz berraklaşıyor. Yağın filtrasyonu için de söylenecek şey çok. Filtre işleminin ve filtrasyonda kullanılan pamuğun, özellikle de beyazlatılmış pamuğun yağın kalitesini etkilediği söyleniyor. Biz pamukla filtre etmeden, dinlenmiş yağı temiz tülbenetten geçirerek dolum yapmaya çalışıyoruz. Gerçi filtre edilmemiş yağın tortulardan dolayı bozulma olasılığı da yok değil…

Kontinü sistemde ise:

Zeytinler kırıcılarda kırılır, ezilir, malaksör diye adlandırılan bölüme gelir, burada hamur haline gelir, malaksörler ayrışmayı hızlandırmak amacıyla sıcak su kılıflarıyla ısıtılır. Hamur olgunlaşınca dekantöre alınır, santrifüj yöntemi ile (çamaşır makinası gibi) çalışan dekantörden prina, karasu ve yağ ayırılır (iki fazlı, üç fazlı tesisler var). Burada hamura ayrışsın diye sıcak su verilir, dekantörden çıkan tortulu yağ separatöre gönderilir, yine sıcak su verilir ve tortularından ayrılır. Bir vardiyada 3-4 kişi ile kısa sürede, el değmeden, büyük miktarlarda yağ elde edilir.

Fabrikalar işleme karşılığı yüzde aldıklarından, kısa sürede çok zeytin işlemek ve verimi yükseltmek amacıyla 60 derece sıcak su kullanıyorlar, bu nedenle de zeytinyağını bozuyorlar. Zeytin hamuru 28 derecede yağını bırakıyor. Ama sabırlı olmak, hamuru iyice yoğurmak, yeterince beklemek gerek. Ama bunu uygulayan işletme pek yok…Çok az üretici bunun bilincinde. Fabrikaları zorlamıyor, sorgulamıyorlar. Bilincinde olan da pek bir şey yapamıyor. Bazı idealist fabrika sahipleri buna dikkat ediyor. Kontinü fabrikada da müdahale edip, rica minnet suyun sıcaklığını ayarlatarak, hamur ısısını 28 derecenin üstüne çıkartmayarak soğuk sıkım elde edebiliyoruz.

Zeytinlerimize gelince;

Bu yıl yeşil zeytinlerimizde zaten az kullanmaya çalıştığımız limontuzunu kullanmamaya karar verdik. Zeytini koruyabilmek için Çıralı Organik Çiftliğinden (Hidayet İtaatlı) aldığımız organik limonlarla limon turşusu hazırladık. Kırdığımız, çizdiğimiz zeytinleri “limonturşusu” ve zeytinyağı ile kurmuş olacağız. Sele zeytinlerimiz de acısını kaybedip tatlanmak üzere. Teneke çevirme zeytinimiz ise geçen yıldan hazır zaten. Bu yıl 10 kg. kadar zeytini çabuk bozulmasını engellemek için çizmek yerine sabırla 3-4 yerinden iğneyle deldik, sonucu merak ediyoruz. Bir de Ayla Seyhun’un tarifi ile bir miktar alyanak zeytini hiçbir işlem yapmaksızın bütün olarak cam kavanozlara koyup üzerlerine birer-ikişer kaşık zeytinyağı ekleyip kapattık. Oldukça zahmetli olduğu için bu yıl pek fazla zeytin ayırmadık, sofralık zeytin üretimimiz az oldu.

Zeytin-zeytinyağımız konusunda sormak istediğiniz her soruyu yanıtlamaktan zevk duyarız.

Afiyetle, sevgiler,
Süheyla-Mecit

Reklamlar